Rahatını bozmadan yaşam kalitesini yükseltmek, gelişmek mümkün mü?
Düşünmeden, çaba göstermeden, yorulmadan?
Tırtıl “kozanın içi rahatmış ne güzel, tam da bana göre; neme gerek uğraş- didin, kanatlar edin; bir de onları güçlendir, yok efendim kozayı del, ohoo uzun iş, ben rahatıma bakarım” deseydi, muhteşem dünyamızı göremeden çürüyüp gidecekti.
Aslında o irade sahibi bir varlık olmadığı için seçme şansı yok, zorunlu metamorfoz yaşıyor. İnsan ise irade sahibi bir varlık olarak, seçim yapma yeteneğiyle var edilmenin hakkını vermek durumunda. Öyle sıcacık köşesinde oturup kanatlarına kavuşma şansı yok maalesef.
Herbir insanın nasıl mükemmel, sonsuz bir potansiyelle yaratıldığını çevremizde örneklerle görüyoruz. Çoklu zeka ve öğrenme farklılıklarının keşfedilmesiyle artık gelişim göstermeyecek insan olmadığını biliyoruz. Yeter ki kişiye özel eğitim imkanları sunulsun.
Dışardan bakınca dezavantajlı görünen nice insanın başarılarına tüm dünya alkış tutuyor. Fiziksel kısıtları olan insanlardan, down sendromlulara, ampute’lerden otizmlilere kadar geniş bir yelpazede her biri farklı alanlarda başarılara imza atıyorlar. Ortak noktaları; inanmak ve çok çalışmak.
Bununla birlikte fiziksel hiçbir kısıtları olmadığı halde hayatlarından memnun olmayan, yaptıkları işlerden tatmin sağlamayan pek çok insan, aynı şekilde yaşamaya devam etmekte; gelişimi önemseyen, hedeflerine ilerleyen kişileri uzaktan seyretmektedirler.
Onların yetişme tarzlarına, imkanlarına sahip olsalar kendilerinin de aktif, doyumlu bir hayat yaşayabileceklerini ama ne yazık ki öyle olmadığını düşünerek, gelişim için çaba göstermemelerine mazaret bulur ve avunurlar. Çektikleri acılara rağmen rahat ettikleri konfor alanında kalmayı sürdürürler.
Bilseler ki aradıkları yüksek yaşam kalitesi rahat ettikleri bölgenin bir adım dışında başlıyor.
Ne var ki bu bölgenin sınırını korku ve endişe bekliyor. Konfor alanının dışına çıkarsa başına geleceklerin korkusuyla insanın yakasını bir türlü bırakmıyor.
Ta ki harekete geçmemekten duyduğu acı, başına kötü sonuçlar gelmesi ihtimalinden daha fazla oluncaya kadar.. O zaman harekete geçiyor ve değişim yolculuğu başlıyor.
Bu yolculuk bir deneyim yolculuğu. Zaman zaman hatalar, başarısızlıklar ve hayalkırıkları illa ki yolunu kesecek. Ancak bir kere konfor alanını terk eden insan, artık geri dönmüyor.
Yolda olmanın hazzı ve deneyimlerden elde edilen kazanımlarla güçlenerek, cesaretle hedeflerine yürüyor. Konfor alanından çıkma cesaretini göstermek değişimin ilk adımıdır.
Artık taşlar yerinden oynamıştır ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Potansiyeli ortaya çıktıkça, artan kendine güveni ve motivasyonuyla yeni ufuklara yelken açacaktır.
İşte bu insanın kendisinin en iyi versiyonunu bulma yolculuğudur.


